"Atatürk’ün emri 76 yıl sonra yerine getirildi

Mehmet Kayhan YILDIZ/KONYA, (DHA)

ATATÜRK'ün 19 Şubat 1931 tarihinde Konya’ya yaptığı ziyaretten sonra, dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye telgraf çekerek, gördüğü 5 tarihi eserin restorasyonunun yapılmasını istedi. Atatürk’ün emrinin yerine getirilmesi, 76 yıl sonra tamamlandı. 4 eserin restorasyonu 1996'ya kadar yapılırken, 2007 yılında Sahip Ata Külliyesi’nin restorasyonu bitti. Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç, “Atatürk’ün bu telgraf emri, tarihi saygısını ve verdiği önemi göstermektedir” dedi.



Konya Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç, Atatürk’ün Konya öncesinde Bursa, İzmir, Antalya, Adana’daki tarihi binaları da gezdiğini belirttti. Atatürk’ün tarihi yapılara çok önem verdiğini, bunun bir kanıtı olarak da Konya’daki ziyareti sırasında restore edilmesi gereken tarihi binalar hakkında İsmet İnönü’ye telgraf çekmesini örnek gösteren İbrahim Genç, şunları söyledi: “Atatürk’ün, Konya ziyareti sırasında İnce Minare, Karatay Medresesi, Alaaddin Cami, Sırçalı Medrese ve Sahip- Ata Külliyesi gibi vakıf eserlerini gezmiş. Bu ziyaretleri sırasında vakıf eserlerinin çok harap olduğu, askerler tarafından kışla gibi kullanıldığı ve dolayısıyla ecdat yadigarı bu eserlerin doğru şekilde değerlendirilmediğini görerek, dönemin Başvekili İsmet Paşa’ya telgraf çekmiş. Telgrafta bu yerlerin en kısa zamanda onarılarak orijinal haline dönüştürülmesi yönünde talimat vermiş. Bu talimattan sonra özellikle 1996’ya kadar Alaaddin Cami, İnce Minare, Karatay Medresesi, Sırçalı Medrese gibi eserler çoğunlukla ele alınarak restore edildi. Ancak, Sahip- Ata Külliyesi’nin Hanigah (tekke) kısmı çok kötü durumdaydı. Yaptığımız çalışmalar neticesinde ihaleye çıkarıldı. 2005 yılında restorasyonuna başlandı ve 2007 yılında restorasyon çalışmaları tamamlandı. Dolayısıyla Atatürk’ün emrinin son halkası olan Sahip Ata Külliyesi’nin 76 yıl sonra restorasyonu yapılarak emir yerine getirilmiş oldu.”

Tarihi telgraf:
Atatürk, 19 Şubat 1931 tarihinde Konya'daki gezisi sırasında İsmet İnönü'ye gönderdiği telgrafta şunları yazdı: “(Acele ve Mühimdir) Konya: 19.2.1931 Başvekalete Son tetkik seyahatimde, muhtelif yerlerdeki müzeleri, eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim.

1. İstanbul'dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya'da mevcut müzeleri gördüm. Bunlarda, şimdiye kadar bulunabilen bazı eserler muhafaza olunmakta ve kısmen de ecnebi mütehassısların yardımı ile tasnif edilmektedir. Ancak, memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz defineler halinde yatmakta olan kadim medeniyet eserlerinin, ileride tarafımızdan meydana çıkarılacak olanların ilmi bir surette muhafaza ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmali yüzünden pek harap hale gelmiş olan abidelerin muhafazaları için müze müdürlüklerinde ve hafriyat işlerinde kullanılmak üzere arkeoloji mütehassıslarına kat'i lüzum vardır. Bunun için, Maarifçe harice tahsile gönderilecek talebeden bir kısmının bu şubeye tahsisinin muvafık olacağı fikrindeyim.

2. Konya'da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir harabi içinde bulunmalarına rağmen, sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin hakiki şaheserleri kıymettar bazı mebani vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alaaddin Camisi, Sahipata medrese, cami ve türbesi, Sırçalı Mescid ve İnce Minare, derhal ve müstacelen tamire muhtaç bir haldedir. Bu tamirin gecikmesi, bu abidelerin kamilen inhirasını mucip olacağından, evvela asker işgalinde bulunanların tahliyesinin ve kaffesinin mütehassıs zevat nezaretiyle tamirinin temin buyrulmasını rica ederim. Gazi Mustafa Kemal”

Sahip Ata Külliyesi
Selçuklu’nun meşhur vezirlerinden Sahip Ata Fahreddin tarafından 1258 yılında yaptırılan camiye daha sonra hamam, hanigah ve 1283 yılında Sahip Ata’nın vefat etmesi üzerine kendisi için yapılan türbenin de eklenmesiyle yapı külliye biçimini almıştır. Mimarı Kelük bin Abdullah’tır. Girişteki anıtsal taç kapı Selçuklu taş işçiliğinin güzel örneklerinden biridir. Kapının iki yanındaki niş ve ortadaki mukarnas göz alıcıdır. Minarenin kaidesindeki mermer işçilik Sivas Gök Medrese’yi hatırlatır. Minarenin tuğla ve çinilerle girişik işlemesi yapıya özgün bir hava katmaktadır."